9/11/2009 · Kategori: MEYDEY - HABER
Bugün Şemdinli'de Umut Kitapevi'nin bombalanmasının 4. yıldönümü. Sivil mahkemenin 39 yıl hapse mahkum ettiği ancak davanın bozularak askerî mahkemeye verilmesiyle tutuksuz yargılanan astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz hâlâ görevlerinin başında.
8 aydır tutuklu olduğu halde Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz'ü görevden almayan Genelkurmay'ın Şemdinli sanıklarına da aynı ayrıcalığı gösterdiği ortaya çıktı. Astsubayların avukatı Vedat Gülşen, Özcan İldeniz'in Aydın Jandarma Komutanlığı'nda, Ali Kaya'nın ise Muğla Jandarma Komutanlığı'nda görev yaptığını bildirdi. Sanıkların yargılanma masraflarını da Genelkurmay karşılıyor. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt, Ali Kaya için "Tanırım, iyi çocuktur." diyerek sahip çıkmıştı. Olayla ilgili iddianame hazırlayan Van Savcısı Ferhat Sarıkaya ise meslekten ihraç edilmişti.
9 Kasım 2005'te Şemdinli'de PKK üyesi olmaktan daha önce yargılanmış olan Seferi Yılmaz'a ait Umut Kitapevi'ne bomba atıldı. Mehmet Zahir Korkmaz adlı vatandaş öldü. Vatandaşlar fail olarak 3 kişiyi yakalayarak polise teslim etti. Savcı olay yerinde inceleme yaparken kalabalığın ve savcının üzerine Jandarma Uzman Çavuş Tanju Çavuş tarafından ateş açıldı. Ali Yılmaz adlı bir kişi daha öldü. Tanju Çavuş, 68 günlük tutukluluktan sonra serbest bırakıldı. Vatandaşların polise teslim ettiği zanlılardan ikisi jandarma astsubay, diğeri PKK itirafçısı çıktı. Kullandıkları cephanelik dolu sivil aracın ise Jandarma envanterine kayıtlı olduğu belirlendi. 8 Kasım 2005 tarihinde astsubay Özcan İldeniz, astsubay Ali Kaya ve PKK itirafçısı Veysel Ateş tutuklanarak cezaevine konuldu. Saldırıyla ilgili iddianameyi hazırlayan Van Savcısı Ferhat Sarıkaya meslekten ihraç edildi. TBMM soruşturma komisyonuna verdiği ifadede 'Hırsız evin içinde' diyen Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun görevinden alındı. Olayın yaşandığı dönemde dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın sanıklardan Ali Kaya için söylediği "Tanırım, iyi çocuktur." sözü literatüre geçti. Ali Kaya, Özcan İldeniz ve Veysel Ateş, Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 'çete kurmak, adam öldürmek, adam öldürmeye teşebbüs ve yaralama' suçundan 39 yıl 5 ay 10'ar gün hapse mahkûm edildi. İtiraz üzerine dosya Yargıtay'a gönderildi. Yargıtay'ın kararı bozması üzerine dava askerî mahkemeye gitti. Askerî mahkeme, üç sanığı da 15 Aralık 2007 tarihli ilk celsede tutuksuz yargılanmak üzere tahliye etti. Bu karar üzerine davaya müdahil olan 330 avukat hukuki bir yargılama zemini kalmadığı gerekçesi ile davadan çekildi.
Haziran 2009'da CMK'nın 250'nci maddesinde yapılan değişiklikle davanın yeniden sivil mahkemede görülmesinin yolu açıldı. Değişiklikten sonra 10 Ekim 2009'da yapılan duruşmada yeniden müdahil olan avukatlar dosyanın sivil mahkemeye gönderilmesini talep etti. Askerî savcı sözlü mütalaasında talebin reddini istedi. Askerî hâkim sivil mahkeme talebini reddetti. Savcı, yazılı mütalaasını Aralık 2009'daki duruşmada verecek. Mahkemenin ısrarında devam edip etmeyeceği merak ediliyor.
Davanın müdahil avukatlarından Metin Timur, Şemdinli sanıklarına isnat edilen suçun CMK 250'nci madde kapsamında olduğunu belirtiyor. Haziran ayında yapılan değişiklikle dosyanın artık sivil yargı konusu olduğunun kesinleştiğinin altını çiziyor. Timur, "Yasa çok açık. Hukuksal anlamda tereddüt doğuracak hiçbir durum yok. Artık sivil mahkemenin görevli olduğunu söylüyor. Davanın hâlâ askerî mahkemede tutulması çok zorlama bir yorumdur. Görevli olmayan bir mahkemenin ısrarcı olması doğru değildir." ifadelerinde bulunuyor. Emekli Yargıtay Hakimi Ahmet Gündel de dosyanın sivil mahkemeye gönderilmesi gerektiğini belirtiyor.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
9/11/2009 · Kategori: MEYDEY - HABER
Konsensus Araştırma ve Danışmanlık'ın, HABERTÜRK Gazetesi için her ay düzenli olarak yaptığı "Türkiye Gündemi-Ekim 2009" anketi sonuçlandı.
Ekim ayı gündemine 34 PKK'lının gelişi ve domuz gribi damgasını vururken, demokratik açılım sürecinde AK Parti'nin yüzde 4 oranında oy kaybettiği ortaya çıktı.
Türkiye'nin önde gelen kamuoyu araştırma şirketlerinden Konsensus Araştırma ve Danışmanlık'ın yaptığı "Türkiye Gündemi-Ekim 2009" başlıklı anket çalışmasını açıkladı.
24-28 Ekim tarihleri arasında 81 ilde, 15 yaş üstü 1550 kişiyle "telefon anketi yöntemi"yle gerçekleştirilen ankette 834 erkek, 716 kadın katılımcı, siyasi ve toplumsal tercihlerini ifade etti.
3 Kasım 2002 Genel Seçimi'nden önce sadece iki partinin Meclis'te yer alacağını açıklayan, 29 Mart Yerel Seçimi öncesi üç büyük kentte sıfır sapma ile seçim sonucunu bilen Konsensus'un, ekim ayı araştırmasında "Domuz gribi" ve "34 PKK'lının gelişi" öne çıkan başlıklar oldu.
İşte Türkiye'de bugün seçim olsa hangi siyasi partinin ne kadar ilgi göreceğinden, liderlerin performanslarına ve demokratik açılımın nasıl kabul gördüğünden, Ermenistan ile imzalanan protokole değin Türkiye'nin nabzı...


Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
9/11/2009 · Kategori: MEYDEY - HABER
Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasındaki bir telefon görüşmesinin deşifresini yayınlayan Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ve Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya gözaltına alındı.
Yaklaşık 20 gün önce 19 Ekim günü İstanbul Terör Polisi, Aydınlık Dergisi'ne baskın düzenlemiş, Yıldırım ve Akkaya'nın da evleri aranmış, gözaltına alınan iki zanlı sorgularının ardından serbest bırakılmıştı. Aramalarda bazı CD ve belgelere el konumuştu.
BAŞBAKAN OLMADAN DA DİNLEMİŞLER
İlk baskında, el konulan CD'lerde Başbakan Erdoğan'ın, Talat ile görüşmesinin dışında farklı isimlere ait dinleme kayıtları da bulundu. Ele geçirilen CD'lerde yapılan incelemede Başbakan Erdoğan'ın Talat'ın yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, işadamı Remzi Gür ve Avukat Münci İnci ile yaptığı görüşmelerin kayıtları da bulundu.
Star'ın haberine göre, incelenen konuşma kayıtları, Erdoğan'ın Başbakan olmadan önce de dinlendiğini ve ses kayıtlarının sakladığını ortaya çıkardı. Erdoğan'ın Münci İnci ile yaptığı görüşmenin Başbakan olmadan önce gerçekleştiği belirlendi.
SAVCI ÖZ: BAŞBAKAN DİNLENDİ
Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün, Dost Tarikatı liderli İhsan Güven'in öldürülmesiyle ilgili davasının görüldüğü 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği rapor, Ergenekon soruşturmasının tutuklu sanıklarından Atilla Uğur'un Levent Ersöz'ün bilgisi dahilinde Erdoğan'ı dinlediğini ortaya çıkarmıştı. Savcı Öz'ün 14. Ağır Ceza'ya gönderdiği raporda yer alan bir ihbar e-mailinde; Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün bilgisi dahilinde emekli Albay Atilla Uğur'un hükümet üyelerinin telefonlarını dinleterek, elde edilen bilgileri Şener Eruygur ve Ersöz'e aktardığı belirtiliyordu.
BAŞKA KİMLERİ DİNLEMİŞLER?
Aydınlık Dergisi ve Ulusal Kanal'da ele geçirilen CD'lerde yapılan incelemeler, Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'e gelen ihbar mailindeki iddiaları doğruladı. Uzmanların incelediği CD'lerdeki kayıtlar Başbakan Erdoğan'ın 1999-2004 yılları arasında dinlendiğini ortaya çıkardı. CD'de konuşma kayıtları bulunan diğer arasında Cemil Çiçek, Ali Babacan, Hilmi Güler, Egemen Bağış, Mehmet Ali Talat, Kadir Topbaş, Melih Gökçek, Remzi Gür, Münci İnci, Cüneyd Zapsu, Alvaro De Soto, John Hanford, Bülent Alirıza, Yalçın Balcı, Murat Yetkin, Serdar Denktaş ve Hakan Aygün de var.
'DEVLET SIRRINI AÇIKLAMAK' SUÇLAMASI
İncelemenin ardından savcılık talimatı ile harekete geçen Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri sabah 7.00'da Deniz Yıldırım ve Ufuk Akkaya'nın evine baskın düzenledi. Yıldırım ve Akkaya gözaltına alınarak sorguya alınırken evlerinde yapılan aramalarda bazı CD'ler ile belgelere el konuldudı. Bu kişiler hakkında, yasadışı dinlemeleri çoğaltıp dağıttıkları ve basın yoluyla yaydıkları için "devlet sırrı niteliğindeki konuşmayı yaymak" suçlaması ile dava açılabileceği belirtiliyor.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
9/11/2009 · Kategori: MEYDEY - HABER
Elçibey döneminin Azerbaycan Başsavcısı İhtiyar Şirin, Türkiye'nin 1993'te Rusya ve Ermenistan ile nasıl savaşın eşiğine geldiğini anlattı. Şirin'e göre Türkiye'nin ciddiyetini anlayan Moskova işgalden vazgeçerek, Elçibey'i devirme yoluna gitti
Türkiye'nin 1993 yılında Azerbaycan'ı Moskova ile Erivan'ın ortak işgalinden kurtarmak amacıyla askeri müdahale planı hazırladığı ve Rusya ile savaşın eşiğine geldiği kamuoyuna ilk kez yansıdı.
Azeri Yeni Müsavat gazetesi Karabağ'ın işgal edildiği dönemde Bakü-Ankara arasında yapılan gizli temaslar, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Nahçıvan'a müdahale planı ve Rusya'nın karşı adımlarıyla ilgili makalelere yer verdi. Çoğu, kamuoyuna yeni yansıyan bilgileri adını açıklamadığı kaynaklara dayandıran gazete, olayların içinde yer alan dönemin Azerbaycan Başsavcısı İhtiyar Şirin'le de görüşerek 16 yıl önce yaşananları birinci elden doğrulattı.
Muhalif gazete, konuyu gündeme getirmesinin nedenini, "Amacımız yakın geçmişimizde kalmış bir sır perdesini biraz aralamak, aynı zamanda Türkiye'nin ve TSK'nın Azerbaycan uğrunda her türlü fedakârlığa, hatta Ruslarla savaşmaya bile hazır olduğunu göstermek" diye yazdı.
Başsavcı Şirin, 1993 yılının mart ayında Rusya'nın Ermeni birliklerine destek vererek Azerbaycan'ın büyük bölümünü işgal planı hazırladığını öğrenmeleri üzerine dönemin Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey'in talimatıyla durumu Türkiye'ye aktardığını söyledi.
Şirin, 3 Nisan'da İstanbul üzerinden Ankara'ya gittiğini ve önce o dönemde Doğru Yol Partisi'nden milletvekili olan Bedrettin Dalan'la, ardından Başbakan Süleyman Demirel'le görüştüğünü ve işgal planıyla ilgili bildiklerini anlattıklarını söyledi. Şirin'e göre işgal Bakü'nün Türkiye'ye ve Batı'ya yakınlaşmasını ve Bakü-Ceyhan petrol boru hattını engellemeyi amaçlıyordu. Yeni Müsavat, Ankara'nın önce Ermenistan sınırına asker yığdığını, TSK'nın Ermenilerin saldırması durumunda Kars Antlaşması uyarınca Türkiye'nin garantörü olduğu Nahçıvan'a askeri müdahale planı hazırladığını, devamında Nahçıvan'ı Azerbaycan'a bağlayacak bir koridor açılmasının öngörüldüğünü, ayrıca Azeri ordusuna silah ve uzman yardımı başlatıldığını yazdı.
Gazeteye göre, Türkiye'nin savaşı göze aldığını anlayan Moskova işgalden vazgeçti, ancak 1993 yılının haziran ayında isyancı Azeri Albay Suret Hüseyinov'u kullanarak Elçibey'i devirdi. Yeni Müsavat, işgali durduran Ankara'nın daha sonraki gelişmeleri yönlendirememesini, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüyle iç siyasete yoğunlaşmasına bağladı.
Demirel'le görüşme
"Türkiye Başbakanı Süleyman Demirel'e Rusya'nın işgal planı ile ilgili bilgi verdim. Beni çok ciddi sorgu, sual etti, sonra 'Bizi vaktinde bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim. Bundan sonrası bizim işimiz. Azerbaycan'ı bu beladan kurtarmak için gerekli adımları atacağız' dedi. Bu sözünü hiç unutmuyorum. Zaten Türkiye gereken adımları attı."
Operasyon merkezinde bir Azeri
Yeni Müsavat, Bakü'den gelen üst düzey bir yetkilinin dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş ve diğer komutanlarla görüştüğünü belirterek, "Güreş söz konusu kişiye, 'TSK tarihinde başka bir devleti temsilen operasyon merkezimize ilk giren kişisiniz. Ama biz zaten Azerbaycan'ı yabancı devlet kabul etmiyoruz' dedi" diye yazdı.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
9/11/2009 · Kategori: MEYDEY - HABER
Hükümet tarafından Demokratik Açılım konusunda Meclis'e bilgi vermek için planlanan Genel Görüşme, iktidarla muhalefet arasında taktik savaşına sahne olacak.
Muhalefet Grupları, 10 Kasım Salı günü, demokratik açılım süreci kapsamında iktidarın Meclis'i bilgilendirmesi için planlanan Genel Görüşme'nin öngörüşmesini yaptırmamak için önergelerle Genel Kurul gündemini tıkamayı amaçlıyor. AK Parti Grubu da karşı önergeler hazırlıyor. 10 Kasım Salı günü Meclis Genel Kurulu, önerge savaşına sahne olacak. Bu yüzden Genel Görüşme'nin ön görüşmesi, en erken saat 18.00 gibi başlayabilecek. İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın 20 dakika olarak planlanan konuşmasına muhalefet gruplarının konuşmaları da eklenince Saat 20.00'de tamamlanması beklenen öngörüşmenin ardından en az 48 saat geçmesi yönündeki İçtüzük kuralı çerçevesinde Genel Görüşme, 12 Kasım Perşembe günü saat 20.00'de başlayabilecek.
MUHALEFET GECİKTİRİRSE İKTİDAR 13 KASIM CUMA'YA ERTELEYECEK
İktidar Grubu da muhalefetin geciktirme stratejisine karşı, 12 Kasım gününü pas geçip, 13 Kasım Cuma günü Meclis'i çalıştırmayı B Planı olarak belirledi. Genel Görüşme, Salı günü görüşmeler gecikirse Cuma günü saat 14.00'te yapılabilir.
ERDOĞAN KONUŞMA HAZIRLIYOR
Öte yandan, muhalefet liderlerinin Meclis'te konuşma yapma olasılığına karşı Başbakan Erdoğan için de konuşma hazırlığı yapılıyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Genel Görüşme'de konuşmayı düşünmediğini açıkladı ancak iktidar grubu, her olasılığa karşı hareket ediyor.
ATALAY DAĞDAKİLERE ÇAĞRI YAPACAK
İktidar kulislerine sızan bilgilere göre İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Genel Görüşme sırasında 1 saat olarak planlanan konuşmasında, süreci zorunlu kılan sosyo-ekonomik ve kültürel şartları anlatarak başlayacağı konuşmasında, bundan sonra yapılacaklara ilişkin takvim açıklayacak. Atalay'ın, dağdaki PKKlılar'a "Evinize dönün" çağrısı yapması bekleniyor.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
9/11/2009 · Kategori: MEYDEY - SİYASET
Başbakan Erdoğan, TRT 1'de katıldığı programda konuştu. Gündemdeki tartışmalarla ilgili önemli açıklamalar yapan Erdoğan, ıslak imzalı belge ile ilgili kilidi çözecek ayrıntıya dikkat çekti.
Haber 7 'nin bildirdiğine göre Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TRT 1'de katıldığı programda Fehmi Koru, Fuat Keyman, Mustafa Erdoğan ve Derya Sazak'ın sorularını cevapladı.
ISLAK İMZALI BELGE KONUSU
Erdoğan, programda Deniz Albay Dursun Çiçek'in imzasını taşıyan "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. Erdoğan, "Son dönemde önemli gelişmeler yaşandı. Askeri yargı Adli Tıp raporunu esas almalı.. Kilidi ıslak imzalı belge çözecek." dedi. Milli birlik ve demokratik açılım süreci ile ilgili de konuşan Erdoğan, bu vatandaşlarımızın refah ve özgürlük seviyesini yükseltmek adına yapılmış bir çalışmadır. Terör sorununun çözümü sürecin önemli bir noktası.
DIŞ ETKİ İDDİASINA TEPKİ
"Türkiye süreci dışarının yönlendirmeyle sürdürüyor" yorumu çok çirkindir. Elinde belgen varsa bunu anlayışla karşılarım. Ancak bir ting tang kuruluşunun yorumuna dayanarak bunu yapıyorsan bu büyük bir hatadır. Bu çirkindir.
Kuzey Irak ile ilişkiler daha da artacak diye düşünüyorum. Bölgeye konsolosluklarımızı açıyoruz.
DTP, TÜRKİYE PARTİSİ DEĞİL
DTP Türkiye partisi olmalıdır. DTP, PKK ile iletişimi görüşmeler vasıtasıyla sürdürüyor. İmralı'yı muhatap alsınlar diyor. Böyle bir şey konuşulur mu? Böyle saçmalık olur mu? Seçilmiş iktidar İmaralı'yı muhatap alacakmış. Bu kabul edilemez. Bu ifadeler onların nerede olduğunu gösteriyor.
Anamuhalefet partisi Kürt sorunu ile ilgili kitapçıkları bize göndererek mektubumuza yanıt verdi. Bu bizi anlamadıklarını çok iyi birer göstergesi. CHP'nin hazırladığı raporda bizim söylemlerimizin de ötesinde kabul edilemeyecek çok nokta var.
Medya ve sivil toplum örgütleri ile daha fazla irtibata geçerek bu sorunların çözümüne çalışacağız.
EL BEŞİR'İN TÜRKİYE'YE GELİŞİ
El Beşir meselesi konusunda bir noktaya açıklık getirmek istiyorum. Burada davet sahibi biz değiliz İslam Konferansı Örgütü'dür. Darfur'a gittiğimizde kimse bize bölgeye giremezsin demedi.
İsrail olayında Gazze'nin durumu çok farklıdır. 1500 insan öldürüldü. Fosfor bombaları atıldı. 5 bin insan yaralandı.
Ben Darfur'a giderken Gürcistan'a da gittim. Dünyanın neresinde olursa olsun biz bu tür durumlar yalşanınca gideriz. Burada yaklaşımımız tamamen insanidir. Şam El Şeyh'de yapılan toplantının üzerinden 9 ay geçti. Henüz Filistin'e yardımlar ulaşabilmiş değil.
Filistin'de Ebu Mazen cumhurbaşkanı adayı olmama gibi bir ifadede bulundu. Acaba neden? Bunu iyi analiz etmek lazım.
Darfur'da bir yanlış yapılıyorsa ben Ömer Beşir'e rahatlıkla bunu söylerim. Netanyahu'ya söylemekten daha kolay bunu söylerim. İsla bunu yasaklıyor derim. Böyle bir şey yapamazsın deriz. Türkiye'nin bu rahatlığı var.'
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
9/11/2009 · Kategori: MEYDEY - HABER
Özel bir uçakla saat 16.10'da İstanbul Atatürk Havalimanı gelen Ahmedinejad, Devlet Konukevi'nde, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Muammer Güler ve diğer ilgililer tarafından karşıladı.
Karşılama sırasında İran'ın İstanbul Başkonsolosluğunda görev yapan çok sayıda kişide hazır bulundu. Uçaktan inerken el sallayarak karşılayanları selamlayan Ahmedinejad'ı, Devlet Konukevi'nin girişinde Türkiye'de öğrenim gören ikisi kız birisi erkek 3 İranlı ilkokul öğrencisi şiirler okuyarak ve çiçeklerle karşıladı.
Maide, Mehdiye ve Emir Hüseyin adındaki 8, 10 ve 11 yaşlarındaki 3 öğrenci İranlı şair Hafızın ''İlkbaharın yenilikleriyle bize baharı getirdin. Sefa ve bereket getirdin'' dizelerin yer aldığı ''Hoşgeldin'' şiirini okudu. Ahmedinejad, öğrencileri alnından öperek teşekkür etti.
Mahmud Ahmedinejad, Devlet Konukevi'nde bir süre dinlenirken, bu sırada basın mensuplarının da görüntü almasına izin verildi. Ahmedinejad ve beraberindekiler, daha sora alandan ayrıldı.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
9/11/2009 · Kategori: MEYDEY - SİYASET
MHP'nin 9. Olağan Kurultayı'nda Devlet Bahçeli yeniden genel başkan seçildi.
MYK üyeleri, il başkanları ve delegelerin önerisiyle genel başkanlığa yeniden Devlet Bahçeli aday gösterildi.
Bahçeli, Atatürk Spor Salonu'nda 1225 delegeden 1171'inin oyunu alarak yeniden genel başkanlığa seçildi.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
9/11/2009 · Kategori: MEYDEY - HABER
Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Derneği ve çeşitli Alevi örgütleri üyelerinin katıldığı ''Ayrımcılığa Karşı Eşit Yurttaşlık Hakkı'' mitingi Kadıköy'de yapıldı. Mitingte açılan 'Diyanet kaldırılsın' pankartı dikkat çekti.
Tepe Nautilus Alışveriş Merkezi önünde toplanan Alevi vatandaşlar, ''Sevgi Bizim Dinimizdir'', ''Madımak Müze Olsun'', ''Zorunlu Din Dersleri Kaldırılsın'', ''Cem Evleri İbadethanemizdir'', ''Diyanet Kaldırılsın'' yazılı pankart ve dövizler taşıdı.
Başlarında ''Medet Ya Ali'' yazılı bantlar takılı olan kalabalık grup, slogan atarak, ıslık ve zılgıtlar ile miting alanına geldi. Burada yapılan konuşmalarda talepler dile geitildi.
Geniş güvenlik önlemleri alınan miting nedeniyle, Rıhtım Caddesi ile Kadıköy'e inen cadde ve sokaklar trafiğe kapatıldı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, birkaç gün önce Tunceli'ye tarihi bir ziyarete gerçekleştirerek, burada cemevine gitmişti.

500 BİN KİŞİ KATILDI
Mitinge yaklaşık 500 bin kişinin katıldığı ifade ediliyor.
Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Derneği ve çeşitli Alevi örgütleri üyelerinin katıldığı "Ayrımcılığa Karşı Eşit Yurttaşlık Hakkı" adı altında Kadıköy Meydanı'nda düzenlenen mitinge gelenler, meydana doğru yürüyüşe geçti.
Saat 11.00'de Tepe Nautilus önünde toplanan grup, saat 11.45'de meydana doğru ilerlemeye başladı. Milliyet'in haberine göre, mitinge gelenlerin önünde yürüyen Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız, gazetecilerin soruları üzerine "Mahşeri bir kalabalık olacak. 1 milyon kişinin katılımını bekliyoruz" dedi.
Mitinge gelenler "Sevgi Bizim Dinimizdir", "Madımak Müze Olsun", "Zorunlu Din Dersleri Kaldırılsın", "Cem Evleri İbadethanemizdir", "Diyanet Kaldırılsın" yazılı pankartlar taşıdılar. "Medet Ya Ali" yazılı bantları başlarına takanlar, ıslık ve zılgıtlar ile miting alanına doğru yürüdü. Rıhtım Caddesi ile Kadıköy'e inen cadde ve sokaklar trafiğe kapandı, çevrede geniş güvenlik önlemeleri alındı.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
9/11/2009 · Kategori: MEYDEY - HABER
CHP lideri Baykal ve MHP lideri Bahçeli de demokratik açılımın 10 Kasım'da Meclis'e getirilmesini 'manidar' bulmuşlardı.
Taraf'ın haberine göre Hükümetin demokratik açılımı Meclis Genel Kurulu'nda 10 Kasım'da görüşme kararına CHP ve MHP'den sonra PKK'dan da itiraz geldi. PKK yöneticisi Duran Kalkan, 10 Kasım'ın Atatürk'ün ölüm yıldönümü olduğunu belirterek, "Meclis'in o gün toplanması provokasyon olur. Türkiye toplumu doğal olarak yas tutuyor. Mustafa Kemal'i anma törenleri yapılıyor. Böyle bir günde Meclis nasıl Kürt sorununu tartışabilir, demokratikleşmeyi tartışabilir" dedi.
Provokasyon olur
Demokratik açılım görüşmelerinin 10 Kasım'da yapılmasına itiraz edenler arasına PKK da katıldı. Örgütün üst düzey yöneticilerinden Duran Kalkan, Fırat Haber Ajansı'nda yer alan röportajında, demokratik açılımla ilgili görüşme tarihinin 10 Kasım'a denk gelmesinin "provokasyon amacı taşıdığını" savundu. Kürt sorunuyla ilgili Meclis'te yapılacak olan görüşmelerin tarihinin defalarca ertelendiğini iddia eden Duran Kalkan, şunları söyledi: "Dikkat edilirse şimdi diyorlar ki 10 Kasım'da olacak. Bu yaklaşım başlı başına bir provokasyondur. Çünkü 10 Kasım Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm günü. Türkiye toplumu doğal olarak yas tutuyor. Mustafa Kemal'i anma törenleri yapılıyor. Böyle bir günde Meclis nasıl Kürt sorununu tartışabilir, demokratikleşmeyi tartışabilir. Eğer öyle bir şey gündeme getirilirse, böyle duyarlı olunan bir günde sadece ırkçı şoven salvolar atılır. Eğer öyle olacaksa, besbelli ki bu çok tehlikelidir."
'Bu iş AKP'yle olmaz'
Duran Kalkan, hükümete yönelik sert eleştiriler de yönelttiği konuşmasında "AKP'yle bu işin olmayacağına, yürümeyeceğine herkes kanaat getirdi" dedi. PKK'nın AKP karşıtı olmadığını da iddia eden Kalkan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Hiç kimse sözlerimizi yanlış anlamamalı. Biz fanatik AKP karşıtı değiliz. Bu sözlerden dolayı öyle anlaşılmamalıyız. Bırakalım karşıt olmayı, yıllardır hareket olarak AKP'ye şans tanıdık, fırsat verdik. Demokratik siyasî çözümler getirmesini istedik. Bazı çevreler diyorlar ki, bakın Kürtçe konuşuluyor, televizyonda Kürtçe yayın yapılıyor, bunları AKP getirdi. Böyle sanmak gerçekleri anlamamaktır."
Baykal AKP'ye sert çıkmıştı
Demokratik açılım görüşmelerinin 10 Kasım'da yapılmasına en sert muhalefet CHP lideri Deniz Baykal'dan gelmişti. AKP'ye "gizli gündemin mi var" suçlaması yönelten Deniz Baykal, şunları söylemişti: "Açılımın, Atatürk'ün ölüm gününde getirilmesinin derin bir anlamı var mı soruyorum. Birisi bilerek bir şey mi ima etmeye çalışıyor? 'Atatürk artık aramızdan ayrıldı, şimdi biz bunları yapabiliriz mi' demek istiyor? Eğer öyleyse, bunun anlamını hep beraber tespit ediyoruz. Eğer bu açılım TBMM'ye gelecekse, Türk bayrağının yarıya indiği bir gün getirilmiş olmasının da çok özel bir anlamı vardır. Türk bayrağının yarıya indirildiği bir günde, Mecliste biz bu açılımı konuşacağız.''
10 Kasım tarihine itiraz edenler arasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de vardı. Bahçeli, "Cumhuriyetimizin kurucusunun ölüm yıldönümünde, Cumhuriyet varlığının tartışılacak olması dikkat çekici ve düşündürücüdür" açıklaması yapmıştı.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
« Önceki : * MEDUSA * : Sonraki »
|
|
